Temel Yalnızlığa giriş ; Yapıtın yalnızlığı
Sanat üstüne bir şeyleri, yalnızlık sözcüğünün ne anlama geldiğini anladığımızda öğrenir gibiyiz. Bu sözcüğü çok fazla kullandık. Yine de, “yalnız olmak”, ne demektir bu? İnsan ne zaman yalnızdır? Bu soruyu sormak bizi yalnızca dokunaklı kanılara götürmemelidir. Dünya düzeyindeki yalnızlık burada üstünde uzun uzun konuşmaya gerek olmayan bir yaradır.
Bundan fazla sanatçının yalnızlığını da amaçlamıyoruz, bu yalnızlık, genel olarak söylendiği gibi, sanatını uygulamak için ona gereklidir.
Rilke, Solms-Laubech kontesine “Haftalardan beri, kısaca iki kez söze katılma dışında, bir tek sözcük etmedim; yalnızlığım sonunda bitiyor ve ben meyvenin içindeki çekirdek gibi işimin içindeyim,” diye yazdığında (3 Ağustos 1907) söz ettiği yalnızlık tam anlamıyla yalnızlık değildir: Bu içe dalıştır. Yazının devamını oku »
Maurice Blanchot: Ak Kara
Ostinato’dan konuşmak gerekir derim, Ostinato’nun sözü edilmelidir, ama yokluğunu hissederek saplantıya dönüştürdüğüm bir dilde, sözlerin yokluğunda.
Müzikal bir yazımdır Ostinato. Çeşitlemesiz bir tema, geri gelen ve gelmeyen kudurgan bir motif. Alan Berg, Schumann’da işitir onu, ben de işitiyorum, kafasında işlenemeden çınlayıp duran şu biricik nota gibi.
Genç Paul Valéry’nin, büyüsüne kapılıp bir tek kesinliğini saklı tutmaya andiçtiği Leonardo da Vinci’deki o “inatçı kesinlik” aynı zamanda. Yazının devamını oku »