Jorge Luis Borges: Anlar

Ağustos 16, 2008 at 1:45 pm (Edebiyat) ()

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz,sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,

Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler, Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Jorge Luis Borges: Kum Kitabı

Ağustos 16, 2008 at 1:44 pm (Edebiyat) ()

Çizgi sonsuz sayıda noktadan oluşur; düzlem sonsuz sayıda çizgiden; oylum sonsuz sayıda düzlemden; yüksek oylum ise sonsuz sayıda oylumdan… Kesinlikle hayır,
bu, more geometrico değil, öykümü anlatmaya en iyi başlama yolu. Bugünlerde, her uydurma öykünün gerçek olduğunu öne sürmek adet oldu; benimki ama, gerçek.

Belgrano Sokağı’ndaki bir apartmanın dördüncü katında yalnız yaşıyorum. Birkaç ay önce bir akşam üstü, kapıma vurulduğunu dudum. Açtım, bir yabancı duruyordu eşikte. Uzun boylu bir adamdı, hatları belirsizdi. Belki de miyopluğumdan ötürü öyle gördüm. Gri takım elbisesi ve elinde de gri bir çanta vardı. Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Jorge Luis Borges: ZÂHİR

Ağustos 16, 2008 at 1:43 pm (Edebiyat) (, )

Wally Zenner’e

Zâhir, Buenos Aires’te yirmi centavo değerinde çok rastlanan bir paradır. Bir yüzünde N T harfleri ve 2 sayısı jiletle ya da çakıyla kazınmış gibidir; öbür yüzündeki tarihse 1929′dur. (Güzerat’ta, 18. yüzyılın sonuna doğru, Zâhir bir kaplandı; Cava’da, İnanan­ların taşladığı, Surakarta Camii’nden gelme kör bir adamdı; İran’da, Nadir Şah’ın denizin dibine attırdı­ğı, yıldızların yüksekliğini saptamaya yarayan bir gök­bilim âleti, bir “usturlap”tı; 1892 sıralarında Mehdi’nin zindanlarında, Rudolf Karl von Slatin’in eliyle do­kunduğu, bir sarığın katları arasına gizlenmiş küçük bir pusulaydı; Zotenberg’e göre Kurtuba Camii’nde on iki bin sütundan birinin mermerindeki bir damar­dı; Tetwin gettosunda bir kuyunun dibiydi.)

Bugün kasımın on üçü; Zâhir haziranda şafak vakti elime geçti. Ben artık bu anlatıdaki ‘ben’ değilim; ama olan­ları hatırlamam, hatta belki anlatmam bile hâlâ müm­kün. Ne kadar bölük pörçük de olsa, hâlâ Borges’im. Yazının devamını oku »

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın